Isra Suresi = Gece Yürüyüsü Suresi Allah’in Hz. Muhammed’i gecenin bir vaktinde ayetlerinden bir kismini göstermek üzere Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksaya yürütmesinde almistir ismini.
EMPH – vurğulayıcı prefiks lām V – 1-ci şəxs cəm (IV forma) mükəmməl fel< BR>PRON – mövzu əvəzliyi PRON – 2-ci şəxs kişi tək obyekt əvəzliyi اللام لام التوكيد فعل ماض و«نا» ضمير متصل في محل رفع فاعل والكاف ضمير متصل في محل نصب مفعول به
ضعف
ض ع ف | ŽAF
ŽAF
Diǎ'fe
qatlarda
double
Dad,Ayn,Fe, 800,70,80,
N – ittihamedici kişi tək isim اسم منصوب
الحياة
ح ي ي | ḪYY
ÆLḪYÆT
l-Hayāti
həyati
(in) the life,
Elif,Lam,Ha,Ye,Elif,Te merbuta, 1,30,8,10,1,400,
N – cinsiyyət qadın adı اسم مجرور
وضعف
ض ع ف | ŽAF
WŽAF
ve Diǎ'fe
və qat-qat
and double
Vav,Dad,Ayn,Fe, 6,800,70,80,
CONJ – prefiksli bağlayıcı wa (və) N – ittihamedici kişi tək isim الواو عاطفة اسم منصوب
الممات
م و ت | MWT
ÆLMMÆT
l-memāti
ölüm
(after) the death.
Elif,Lam,Mim,Mim,Elif,Te, 1,30,40,40,1,400,
N – cins kişi adı اسم مجرور
ثم
|
S̃M
ṧumme
sonra
Then
Se,Mim, 500,40,
CONJ – əlaqələndirici birləşmə حرف عطف
لا
|
LÆ
lā
not
Lam,Elif, 30,1,
NEG – mənfi hissəcik حرف نفي
تجد
و ج د | WCD̃
TCD̃
tecidu
tapa bilmədin
you (would) have found
Te,Cim,Dal, 400,3,4,
V – 2-ci şəxs kişi tək qeyri-kamil feli فعل مضارع
لك
|
LK
leke
özünüz
for you
Lam,Kef, 30,20,
P – prefiksli ön söz lām PRON – 2-ci şəxs kişi tək şəxs əvəzliyi جار ومجرور
علينا
|
ALYNÆ
ǎleynā
bizə qarşı
against Us
Ayn,Lam,Ye,Nun,Elif, 70,30,10,50,1,
P – ön söz PRON – 1-ci şəxs cəm obyekt əvəzliyi جار ومجرور
نصيرا
ن ص ر | NṦR
NṦYRÆ
neSīran
köməkçi
any helper.
Nun,Sad,Ye,Re,Elif, 50,90,10,200,1,
N – akkusativ kişi tək qeyri-müəyyən isim اسم منصوب
Konu Başlığı: [17:73-77] Kuran'ı Yeterli Görmeyenlere Karşı Uyarı
Abdulbaki Gölpınarlı : Eğer bunu yapsaydın hayâtın acısını da iki kat olarak tattıracaktık sana, ölümün acısını da iki kat, sonra da bize karşı hiçbir yardımcı bulamayacaktın kendine.
Adem Uğur : O zaman, hiç şüphesiz sana hayatın ve ölümün sıkıntılarını kat kat tattırırdık; sonra bize karşı kendin için bir yardımcı da bulamazdın.
Ahmed Hulusi : İşte o takdirde biz sana hayatın da, ölümün de (sıkıntılarını) kat katını tattırırdık! Sonra kendine, bize karşı bir yardımcı bulamazdın.
Ahmet Tekin : O takdirde, kesinlikle, sana dünya hayatında, kat kat ceza, âhiret hayatında da kat kat azap tattıracaktık. Sonra, bize karşı, kendine yardım edecek birini de bulamayacaktın.
Ahmet Varol : O durumda mutlaka sana hayatın da ölümün de kat kat (acısını) tattırırdık. Sonra bize karşı kendine bir yardımcı da bulamazdın.
Ali Bulaç : Bu durumda, biz sana, hayatında kat kat, ölümün de kat kat (acısını) tattırırdık; sonra bize karşı bir yardımcı bulamazdın.
Ali Fikri Yavuz : O takdirde, dünya ve ahiret azabını iki kat olarak sana muhakkak taddıracaktık. Sonra bize karşı kendin için hiç bir yardımcı bulamıyacaktın.
Azerice : Belə olan halda sənə həm həyatın, həm də ölümün əzabını daddırardıq. O zaman Bizə qarşı heç bir köməkçi tapa bilməzdin.
Bekir Sadak : O takdirde sana, hayatin da olumun de, kat kat azabini taddirirdik. Sonra bize karsi bir yardimci da bulamazdin.
Celal Yıldırım : Ve o takdirde sana hayatın da, ölümün de (acısını) kat kat tattırırdık, sonra da kendine, bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.
Diyanet İşleri : İşte o zaman sana, hayatın da, ölümün de katmerli acılarını tattırırdık. Sonra bize karşı kendine hiçbir yardımcı bulamazdın.
Diyanet İşleri (eski) : O takdirde sana, hayatın da ölümün de, kat kat azabını tattırırdık. Sonra bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.
Diyanet Vakfi : O zaman, hiç şüphesiz sana hayatın ve ölümün sıkıntılarını kat kat tattırırdık; sonra bize karşı kendin için bir yardımcı da bulamazdın.
Edip Yüksel : O zaman da hayatın ve ölümün azabını katlayarak sana tattırırdık. Sonra bize karşı bir yardımcı da bulamazdın
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : O takdirde, muhakkak hayatın da, ölümün de azabını sana kat kat tattırırdık. Sonra bize karşı kendin için hiçbir yardımcı bulamazdın.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : O takdirde, muhakkak hayatın da, ölümün de katmerli acısını tattırırdık; sonra Bize karşı kendin için hiçbir yardımcı bulamazdın.
Elmalılı Hamdi Yazır : Ve o takdirde biz sana muhakkak hayatın da katmerli, mematın da katmerli acısını tattırdık, sonra bize karşı kendin için hiç bir yardımcı bulamazdın
Fizilal-il Kuran : Eğer onlara yanaşsaydın sana dünya hayatının ve ölüm ötesinin azabını katlayarak tattırırdık da bize karşı kendine yardım edebilecek hiç kimse bulamazdın.
Gültekin Onan : Bu durumda, biz sana, hayatında kat kat, ölümün de kat kat (acısını) tattırırdık; sonra bize karşı bir yardımcı bulamazdın.
Hakkı Yılmaz : O durumda sana hayatın iki katını ve ölümün iki katını tattırırdık. Sonra Bize karşı kendine hiçbir yardımcı da bulamazdın.
Hasan Basri Çantay : O takdirde ise biz dirimin de katmerli, ölümün de katmerli (acısını) sana tatdıracakdık muhakkak. Sonra bize karşı kendin için hiç bir yardımcı da bulamayacakdın.
Hayrat Neşriyat : O takdirde sana hayâtın kat kat (azâb)ını, ölümün de kat kat (azâb)ını tattırırdık; sonra bize karşı kendine bir yardımcı da bulamazdın.
İbni Kesir : Ve o zaman Biz; sana, hayatın da kat katını, ölümün de kat katını tattırdık. Sonra Bize karşı, sana bir yardımcı da bulamazdın.
İskender Evrenosoğlu : O taktirde, elbette hayatın ve ölümün di'fasını (sıkıntılarını, üzüntülerini, acılarını) kat kat sana tattırırdık. Sonra senin için Bize karşı bir yardımcı bulunmazdı.
İsra : Belə olan halda sənə həm həyatın, həm də ölümün əzabını daddırardıq. O zaman Bizə qarşı heç bir köməkçi tapa bilməzdin.
Muhammed Esed : O zaman sana hayatta da, ölümden sonra da kat kat (azap) tattırırdık; ve Bize karşı sana yardım edecek kimseyi de bulamazdın!
Ömer Nasuhi Bilmen : O takdirde sana hayatın da kat kat azabını, ölümün de kat kat azabını tattırmış olurduk. Sonra kendin için Bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.
Ömer Öngüt : O takdirde sana hayatın ve ölümün sıkıntılarını kat kat tattırırdık. Sonra bize karşı kendin için bir yardımcı da bulamazdın.
Şaban Piriş : O zaman ise, sana hayatın da ve ölümün de azabını kat kat tattırırdık. Hem de bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.
Suat Yıldırım : O takdirde de hem hayatın, hem de ölümün acısını sana kat kat tattırırdık. Sonra Bize karşı hiçbir yardımcı da bulamazdın.
Süleyman Ateş : O takdirde sana hayâtın da, ölümün de kat kat(azâb)ını taddırırdık. Sonra bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.
Tefhim-ul Kuran : Bu durumda, biz sana, hayatın da kat kat, ölümün de kat kat (acısını) taddırırdık; sonra bize karşı bir yardımcı bulamazdın.
Ümit Şimşek : O zaman sana hayatın azabını da, ölümün azabını da kat kat tattırırdık; sen ise Bize karşı kendine bir yardımcı bulamazdın.
Yaşar Nuri Öztürk : İşte o zaman sana, hayatın da ölümün de katmerli acılarını tattırdık. Ve bize karşı hiçbir yardımcı da bulamazdın.
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için
TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen
dikkatli olunuz.]