PRON – 3-cü şəxs kişi tək şəxs əvəzliyi ضمير منفصل
الذي
|
ÆLZ̃Y
lleƶī
(is) the One Who
Elif,Lam,Zel,Ye, 1,30,700,10,
REL – kişi tək nisbi əvəzlik اسم موصول
بعث
ب ع ث | BAS̃
BAS̃
beǎṧe
göndərəndir
sent
Be,Ayn,Se, 2,70,500,
V – 3-cü şəxs kişi tək mükəmməl feli فعل ماض
في
|
FY
fī
içəri
among
Fe,Ye, 80,10,
P – ön söz حرف جر
الأميين
ا م م | ÆMM
ÆLǼMYYN
l-ummiyyīne
savadsız insanlar
the unlettered
Elif,Lam,,Mim,Ye,Ye,Nun, 1,30,,40,10,10,50,
N – kişi cinsi cəm isim اسم مجرور
رسولا
ر س ل | RSL
RSWLÆ
rasūlen
elçi
a Messenger
Re,Sin,Vav,Lam,Elif, 200,60,6,30,1,
N – ittihamedici kişi qeyri-müəyyən isim اسم منصوب
منهم
|
MNHM
minhum
özlərindən
from themselves
Mim,Nun,He,Mim, 40,50,5,40,
P – ön söz PRON – 3-cü şəxs kişi cəm obyekt əvəzliyi جار ومجرور
يتلو
ت ل و | TLW
YTLW
yetlū
oxucu
reciting
Ye,Te,Lam,Vav, 10,400,30,6,
V – 3-cü şəxs kişi tək qeyri-kamil feli فعل مضارع
عليهم
|
ALYHM
ǎleyhim
onlara
to them
Ayn,Lam,Ye,He,Mim, 70,30,10,5,40,
P – ön söz PRON – 3-cü şəxs kişi cəm obyekt əvəzliyi جار ومجرور
آياته
ا ي ي | ÆYY
ËYÆTH
āyātihi
Onun misraları
His Verses,
,Ye,Elif,Te,He, ,10,1,400,5,
N – təqsirləndirici qadın cəm isim PRON – 3-cü şəxs kişi təki yiyəlik əvəzliyi اسم منصوب والهاء ضمير متصل في محل جر بالاضافة
ويزكيهم
ز ك و | ZKW
WYZKYHM
ve yuzekkīhim
və onları tərifləyin
and purifying them
Vav,Ye,Ze,Kef,Ye,He,Mim, 6,10,7,20,10,5,40,
CONJ – prefiksli birləşmə wa (və) V – 3-cü şəxs kişi təki (forma II) ) qüsursuz fel PRON – 3-cü şəxs kişi cəm obyekt əvəzliyi الواو عاطفة فعل مضارع و«هم» ضمير متصل في محل نصب مفعول به
ويعلمهم
ع ل م | ALM
WYALMHM
ve yuǎllimuhumu
və onlara öyrədir
and teaching them
Vav,Ye,Ayn,Lam,Mim,He,Mim, 6,10,70,30,40,5,40,
CONJ – prefiksli birləşmə wa (və) V – 3-cü şəxs kişi təki (forma II) ) qüsursuz fel PRON – 3-cü şəxs kişi cəm obyekt əvəzliyi الواو عاطفة فعل مضارع و«هم» ضمير متصل في محل نصب مفعول به
CONJ – prefiksli bağlayıcı wa (və) N – ittihamedici qadın isim الواو عاطفة اسم منصوب
وإن
|
WÎN
vein
Halbuki
although
Vav,,Nun, 6,,50,
CIRC – prefiksli şərti hissəcik COND – şərti hissəcik الواو حالية حرف شرط
كانوا
ك و ن | KWN
KÆNWÆ
kānū
onlar idilər
they were
Kef,Elif,Nun,Vav,Elif, 20,1,50,6,1,
V – 3-cü şəxs kişi cəm mükəmməl feli PRON – mövzu əvəzliyi فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع اسم «كان»
من
|
MN
min
from
Mim,Nun, 40,50,
P – ön söz حرف جر
قبل
ق ب ل | GBL
GBL
ḳablu
əvvəl
before
Gaf,Be,Lam, 100,2,30,
N – cins isim اسم مجرور
لفي
|
LFY
lefī
içəri
surely in
Lam,Fe,Ye, 30,80,10,
EMPH – vurğulayıcı prefiks lām P – ön söz اللام لام التوكيد حرف جر
ضلال
ض ل ل | ŽLL
ŽLÆL
Delālin
pozğunluq
an error
Dad,Lam,Elif,Lam, 800,30,1,30,
N – kişi cinsi qeyri-müəyyən isim اسم مجرور
مبين
ب ي ن | BYN
MBYN
mubīnin
açıq
clear.
Mim,Be,Ye,Nun, 40,2,10,50,
ADJ – kişi cinsi qeyri-müəyyən (IV forma) fəal iştirakçı صفة مجرورة
Konu Başlığı: -
Abdulbaki Gölpınarlı : O, bir mâbuttur ki Mekkeliler içinden, kendi cinslerinden bir peygamber göndermiştir; onlara âyetlerini okumaktadır ve onları tertemiz bir hale getirmektedir ve onlara kitabı ve şerîatlerin hikmetlerini öğretmektedir ve bundan önce onlar, elbette apaçık bir sapıklık içindeydiler.
Adem Uğur : Çünkü ümmîlere içlerinden, kendilerine âyetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara Kitab'ı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderen O'dur. Kuşkusuz onlar önceden apaçık bir sapıklık içindeydiler.
Ahmed Hulusi : O ki, ümmîler içinde kendilerinden Rasûl bâ's etti ki; onlara O'nun işaretlerini okuyan, onları saflaştıran ve onlara Kitabı (hakikat ve Sünnetullâh BİLGİsi) ve Hikmeti (oluşum sistemi bilgisi) öğretsin. Oysa onlar daha önce apaçık bir inanç sapıklığı içindeydiler.
Ahmet Tekin : O, içlerinden, ümmîler, Mekkeli bilinen kabileler arasında kendilerine Allah’ın âyetlerini, Kur’ân’ı okuyan, onları pislikten arındıran, vicdanlarını temizleyen, onlara okuma yazmayı, kitaba, Kur’ân’a vukufu, ilmi, hikmeti, sağlıklı ve ahlâklı yaşama bilgisini, sünnetini öğreten, özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere bir Rasul seçerek görevlendirendir. Onlar önceden, tamamen başlarına buyruk bir hayat, koyu bir cehalet, dalâlet ve bozuk düzen içindeydiler.
Ahmet Varol : O, ümmiler [1] içinde kendilerinden, onlara ayetlerini okuyan, onları arındıran ve onlara Kitab'ı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderendir. Oysa onlar daha önce apaçık bir sapıklık içindeydiler.
Ali Bulaç : O, ümmîler içinde, kendilerinden olan ve onlara ayetlerini okuyan, onları arındırıp temizleyen ve onlara kitap ve hikmeti öğreten bir elçi gönderendir. Oysa onlar, bundan önce gerçekten açıkça bir sapıklık içinde idiler.
Ali Fikri Yavuz : (Çoğu okuma yazma bilmiyen) Arablar içinde, soylarından bir peygamber gönderen O’dur. (Bu Peygamber Muhammed Aleyhisselâm) üzerlerine O’nun ayetlerini okuyor, onları (şirk kirinden) temizliyor, kendilerine Kur’an ve şeriat (dinî hükümler) öğretiyor. Halbuki bundan önce (Peygamberin gelişinden evvel) açık bir sapıklık içinde idiler.
Azerice : Onların arasından savadsızlara; Onun ayələrini oxuyan, onları pak edən, onlara Kitabı və hikməti öyrədən bir elçi təyin edən Odur. Bundan əvvəl onlar açıq-aydın azğınlıq içindədirlər.
Bekir Sadak : Kitapsiz kimseler arasindan, kendilerine ayetlerini okuyan, onlari aritan, onlara Kitabi ve hikmeti ogreten bir peygamber gonderen O'dur. Onlar, daha once, suphesiz apacik bir sapiklik icinde idiler.
Celal Yıldırım : Ümmîlere (çoğu okur-yazar olmayan Araplara) kendilerinden bir peygamber gönderen O'dur. O Peygamber, onlara Allah'ın âyetlerini okur, onların (iç ve dışlarını) arındırıp temizler; onlara kitap ve hikmet öğretir; oysa ümmîler daha önce açık bir sapıklık içinde bulunuyorlardı.
Cuma : Onların arasından savadsızlara; Onun ayələrini oxuyan, onları pak edən, onlara Kitabı və hikməti öyrədən bir elçi təyin edən Odur. Bundan əvvəl onlar açıq-aydın azğınlıq içindədirlər.
Diyanet İşleri : O, ümmîlere, içlerinden, kendilerine âyetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderendir. Hâlbuki onlar, bundan önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.
Diyanet İşleri (eski) : Kitapsız (okuma-yazma bilmeyen) kimseler arasından, kendilerine ayetlerini okuyan, onları arıtan, onlara Kitabı ve hikmeti öğreten bir Peygamber gönderen O'dur. Onlar, daha önce, şüphesiz apaçık bir sapıklık içinde idiler.
Diyanet Vakfi : Çünkü ümmîlere içlerinden, kendilerine âyetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara Kitab'ı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderen O'dur. Kuşkusuz onlar önceden apaçık bir sapıklık içindeydiler.
Edip Yüksel : O ki, ümmilerin arasından, kendilerinden olan bir elçi göndermiştir ki onlara O'nun ayetlerini okuyor, onları temizliyor ve onlara kitabı ve bilgeliği öğretiyor. Bundan önce onlar apaçık bir sapıklık içinde bulunuyorlardı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : O'dur ki ümmiler içinde, kendilerinden olan ve onlara Allah'ın âyetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber gönderdi. Oysa onlar, önceden apaçık bir sapıklık içinde idiler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : O'dur, ümmiler içinde kendilerinden olup onlara ayetlerini okuyan, onları temize çıkarıp parlatan, onlara kitap ve hikmet öğreten bir peygamber gönderen. Oysa bundan önce açık bir sapıklık içindeydiler.
Elmalılı Hamdi Yazır : Odur ki: ümmîler içinde kendilerinden bir Resul gönderdi, üzerlerine onun âyetlerini okuyor ve onları temize çıkarıp parlatıyor, kendilerine kitab ve hikmet öğretiyor, halbuki bundan evvel açık bir dalâl içinde idiler.
Fizilal-il Kuran : Ümmiler arasından kendilerine Allah'ın ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderen Allah'tır. Halbuki onlar daha önceleri apaçık bir sapıklık içindeydiler.
Gültekin Onan : O, ümmiler içinde, kendilerinden olan ve onlara ayetlerini okuyan, onları arındırıp temizleyen ve onlara kitap ve hikmeti öğreten bir elçi gönderendir. Oysa onlar, bundan önce gerçekten açıkça bir sapıklık içinde idiler.
Hakkı Yılmaz : (2,3) O, Anakentliler/Mekkeliler içinde, kendilerinden olan ve Anakentlilere ve henüz onlara katılmamış olan onlardan başkalarına Allah'ın âyetlerini okuyan, onları arındıran, onlara kitabı ve haksızlık, bozgunculuk ve kargaşayı engellemek için konulmuş kanun, düstur ve ilkeleri öğreten bir elçi gönderendir. –Onlar, önceden apaçık bir sapıklık içinde olsalar da.– Ve O, en üstün, en güçlü, en şerefli, mağlûp edilmesi mümkün olmayan/ mutlak galip olandır, en iyi yasa koyan, bozulmayı iyi engelleyen/sağlam yapandır.
Hasan Basri Çantay : O, ümmîler içinde kendilerinden (kendilerine) bir peygamber gönderendir ki (bu), onlara âyetlerini okur, onları temizler, onlara kitabı, hikmeti öğretir. Halbuki onlar daha evvel hakıykaten apaçık bir sapıklık içinde idiler.
Hayrat Neşriyat : O (Allah), ümmîler (Arablar) içinde, kendilerinden bir peygamber gönderendir; (o peygamber) onlara O’nun âyetlerini okuyor, onları (günahlardan) temizliyor ve onlara kitâbı ve hikmeti öğretiyor. Hâlbuki (onlar) daha önce gerçekten apaçık bir dalâlet içinde idiler.
İbni Kesir : Ümmiler arasından, kendilerine O'nun ayetlerini okuyan, onları temizleyen ve onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderen O'dur. Halbuki onlar; daha önceleri gerçekten apaçık bir sapıklık içindeydiler.
İskender Evrenosoğlu : Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden (görevlendiren) O'dur. Onlara, O'nun (Allah'ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder (nefslerini temizler), onlara Kitab'ı (Kur'ân-ı Kerim'i) ve hikmeti öğretir. Ve daha önce (Allah'a ulaşmayı dilemeden evvel) elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.
Muhammed Esed : O, Kitap ile ilgisiz bir topluma, kendi içlerinden kendilerine Allah'ın mesajlarını aktaran, onları arındıran, ilahi kelamı ve hikmeti öğreten bir elçi göndermiştir ki, o'ndan önce, açık bir sapıklık içindeydiler;
Ömer Nasuhi Bilmen : O, o (Mabûd-i Kerîm)dir ki, ümmîler arasında kendilerinden bir peygamber gönderdi, onlara karşı âyetlerini okur ve onları temizler ve onlara kitabı ve hikmeti öğretir. Halbuki onlar evvelce pek açık bir sapıklık içinde idiler.
Ömer Öngüt : O Allah ki okuma yazma bilmeyen ümmî bir kavmin içinden, onlara Allah'ın âyetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara Kitab'ı ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermiştir. Halbuki onlar daha önceden apaçık bir sapıklık içinde idiler.
Şaban Piriş : Ümmiler içinde, onlara ayetleri okuyan, onları arındıran, onlara kitabı ve hikmeti öğreten, kendilerinden birini elçi gönderen O’dur. Onlar daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.
Suat Yıldırım : O, ümmîler arasından, kendilerinden olan bir elçi gönderdi. Bu elçi onlara Allah’ın âyetlerini okur, onları arındırır, onlara kitabı ve hikmeti öğretir. Halbuki daha önce belli ve kesin bir sapıklık içinde idiler.
Süleyman Ateş : O'dur ki ümmiler içinde, kendilerinden olan ve onlara Allâh'ın âyetlerini okuyan, onları yücelten, onlara Kitabı ve hikmeti öğreten bir elçi gönderdi. Oysa onlar, önceden, açık bir sapıklık içinde idiler.
Tefhim-ul Kuran : O, ümmiler içinde, kendilerinden olan ve onlara ayetlerini okuyan, onları arındırıp temizleyen ve onlara kitap ve hikmeti öğreten bir peygamberi gönderendir. Oysa onlar, bundan önce gerçekten açıkça bir sapıklık içinde idiler.
Ümit Şimşek : O Allah ki, kitap ehli olmayanlar içinde, onlara âyetlerini okuyan, onları arındıran ve onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermiştir. Yoksa onlar daha önce apaçık bir şaşkınlıkta idiler.
Yaşar Nuri Öztürk : O Allah'tır ki, ümmîlere içlerinden bir resul göndermiştir de o, onlara Allah'ın ayetlerini okur, onları arıtıp temizler, onlara Kitap'ı ve hikmeti öğretir. Onlar bundan önce tam bir sapıklık içine gömülmüşlerdi.
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için
TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen
dikkatli olunuz.]