Zuhruf Suresi = Mücevher/Gösteris-Süsler Suresi ismini 35. ayetinde Allah’in verdigi ifade edilen altin-gümüs gibi süslerin sadece bu dünya hayatinin mali oldugunun ifade edilmesinden almistir.
REM – prefiksli bərpa hissəciyi V – 2-ci şəxs kişi tək imperativ feli PRON – 3-cü şəxs kişi cəm obyekt əvəzliyi الفاء استئنافية فعل أمر و«هم» ضمير متصل في محل نصب مفعول به
يخوضوا
خ و ض | ḢWŽ
YḢWŽWÆ
yeḣūDū
dalsınlar
(to) converse vainly
Ye,Hı,Vav,Dad,Vav,Elif, 10,600,6,800,6,1,
V – 3-cü şəxs kişi cəm qeyri-kamil fel, subjunktiv əhval PRON – mövzu əvəzliyi فعل مضارع منصوب والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
ويلعبوا
ل ع ب | LAB
WYLABWÆ
ve yel'ǎbū
və qoy oynasınlar
and play
Vav,Ye,Lam,Ayn,Be,Vav,Elif, 6,10,30,70,2,6,1,
CONJ – prefiksli birləşmə wa (və) V – 3-cü şəxs kişi cəm qeyri-kamil feli, subjunktiv əhval PRON – mövzu əvəzliyi الواو عاطفة فعل مضارع منصوب والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
حتى
|
ḪT
Hattā
çox
until
Ha,Te,, 8,400,,
P – ön söz حرف جر
يلاقوا
ل ق ي | LGY
YLÆGWÆ
yulāḳū
görüşənə qədər
they meet
Ye,Lam,Elif,Gaf,Vav,Elif, 10,30,1,100,6,1,
V – 3-cü şəxs kişi cəm (forma III) qeyri-kamil fel, subjunktiv əhval PRON – mövzu əvəzliyi فعل مضارع منصوب والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
يومهم
ي و م | YWM
YWMHM
yevmehumu
günlərə
their Day
Ye,Vav,Mim,He,Mim, 10,6,40,5,40,
N – təqsirləndirici kişi adı PRON – 3-cü şəxs kişi cəminin sahib əvəzliyi اسم منصوب و«هم» ضمير متصل في محل جر بالاضافة
الذي
|
ÆLZ̃Y
lleƶī
which
Elif,Lam,Zel,Ye, 1,30,700,10,
REL – kişi tək nisbi əvəzlik اسم موصول
يوعدون
و ع د | WAD̃
YWAD̃WN
yūǎdūne
onlara söz verdi
they are promised
Ye,Vav,Ayn,Dal,Vav,Nun, 10,6,70,4,6,50,
V – 3-cü şəxs kişi cəm passiv qeyri-kamil feli PRON – mövzu əvəzliyi فعل مضارع مبني للمجهول والواو ضمير متصل في محل رفع نائب فاعل
Konu Başlığı: [43:68-85] Bahçe ve Cehennem
Abdulbaki Gölpınarlı : Bırak onları, vaadedilen güne ulaşıncaya dek didinip oynasınlar.
Adem Uğur : Sen bırak onları, kendilerine söz verilen günlerine kavuşuncaya kadar bâtıla dalsınlar, oynaya dursunlar.
Ahmed Hulusi : Bırak onları, vadolundukları sürece kavuşuncaya kadar (dünyalarına) dalsınlar ve oynasınlar!
Ahmet Tekin : Onları kendi hallerine bırak. Tehdit edildikleri günle karşılaşıncaya kadar, bâtıla dalıp, bilgisizce ileri geri konuşarak oynasınlar.
Ahmet Varol : Artık sen onları bırak, vaadedildikleri günlerine kavuşuncaya kadar dalsın ve oynasınlar.
Ali Bulaç : Artık onları bırak; onlara vadedilen günlerine kadar, dalsınlar ve oynaya dursunlar.
Ali Fikri Yavuz : Şimdi bırak onları (bâtıl inançlarına) dalsınlar, oynaya dursunlar; tâ vaad edildikleri (kıyamet) günlerine kavuşuncaya kadar...
Azerice : İndi onları rahat buraxın! Qoy qorxudulduqları günə qovuşana qədər boş şeylərlə əylənsinlər.
Bekir Sadak : Birak onlari, kendilerine soz verilen gune kavusana kadar, dalsinlar, oynasinlar.
Celal Yıldırım : Bırak onları, (tehdîd anlamında) va'd olundukları günlerine kavuşuncaya kadar (inkâr ve azgınlıklarına) dalıp oynasınlar.
Diyanet İşleri : Bırak onları, tehdit edildikleri güne kavuşana kadar, (batıl inançlarına) dalsınlar ve (dünya hayatlarında) oynayadursunlar.
Diyanet İşleri (eski) : Bırak onları, kendilerine söz verilen güne kavuşana kadar, dalsınlar, oynasınlar.
Diyanet Vakfi : Sen bırak onları, kendilerine söz verilen günlerine kavuşuncaya kadar bâtıla dalsınlar, oynaya dursunlar.
Edip Yüksel : Bırak onları, kendilerine söz verilen günlerine kavuşuncaya kadar dalsınlar, oynasınlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Şimdi sen bırak onları, tehdit edildikleri günlerine kavuşuncaya kadar batıla dalsınlar oynasınlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Şimdi bırak onları dalsınlar, oynaya dursunlar, va'dolunduklan günleri (gelip) çatasıya kadar!
Elmalılı Hamdi Yazır : Şimdi bırak onları dalsınlar, oynıya dursunlar tâ va'dolundukları günlerine çatasıya kadar
Fizilal-il Kuran : Bırak onları, kendilerine söylenen günlerine kavuşuncaya kadar dalsın, oyalansınlar!
Gültekin Onan : Artık onları bırak; onlara vadedilen günlerine kadar dalsınlar ve oynaya dursunlar.
Hakkı Yılmaz : Sen hemen bırak onları, kendilerine söz verilen günlerine kavuşuncaya kadar boşa uğraşsınlar ve oynayadursunlar.
Hasan Basri Çantay : (Şimdilik) sen bırak onları, (baatılın içine) dalsınlar, (dünyâlarında) oynaya dursunlar. Nihayet (azâb ile) tehdîd edilmekde oldukları günlerine kavuşdurulacaklardır.
Hayrat Neşriyat : O hâlde bırak onları, tehdîd edilegeldikleri günlerine kavuşuncaya kadar (bâtıla)dalsınlar, oynasınlar!
İbni Kesir : Bırak onları, kendilerine vaadedilen güne ulaşıncaya kadar dalsınlar, oyalanıp dursunlar.
İskender Evrenosoğlu : Artık onları bırak! Vaadolundukları güne mülâki oluncaya (kavuşuncaya) kadar boş şeylere dalsınlar ve oynasınlar.
Muhammed Esed : Onları bırak da vaad edilen (Hesap) Günü ile karşılaşıncaya kadar beyhude konuşmalarla oyalansınlar ve (kelimelerle) oynayıp dursunlar!
Ömer Nasuhi Bilmen : Artık onları bırak, (beyhûde işlere) dalsınlar ve oyalanadursunlar. O vaadolundukları günlerine mülâki olacaklarına değin.
Ömer Öngüt : Bırak onları! Kendilerine vâdedilen günlerine kavuşuncaya kadar dalsınlar, oynayıp dursunlar.
Şaban Piriş : Bırak onları, kendilerine vaat edilen güne kavuşuncaya kadar dalsınlar ve oynaya dursunlar.
Suat Yıldırım : Kendilerine bildirilen o hesap gününe kavuşuncaya kadar, onları kendi hallerine bırak, batıllarına dalsınlar, varsın oyalansınlar.
Süleyman Ateş : Bırak onları, kendilerine söylenen günlerine kavuşuncaya kadar dalsın, oynasınlar.
Tefhim-ul Kuran : Artık sen onları bırak; onlar vadedilen kendi günlerine kadar, dalsınlar ve oynaya dursunlar.
Yaşar Nuri Öztürk : Bırak onları, kendilerine vaat edilen günlerine kavuşuncaya değin dalıp gitsinler; oynayıp oyalansınlar!
Zuhruf : İndi onları rahat buraxın! Qoy qorxudulduqları günə qovuşana qədər boş şeylərlə əylənsinlər.
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için
TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen
dikkatli olunuz.]