CONJ – prefiksli birləşmə wa (və) PRON – 3-cü şəxs kişi tək şəxs əvəzliyi الواو عاطفة ضمير منفصل
الذي
|
ÆLZ̃Y
lleƶī
(is) the One Who
Elif,Lam,Zel,Ye, 1,30,700,10,
REL – kişi tək nisbi əvəzlik اسم موصول
مرج
م ر ج | MRC
MRC
merace
bir-birinin üstünə düşdü
(has) released
Mim,Re,Cim, 40,200,3,
V – 3-cü şəxs kişi tək mükəmməl feli فعل ماض
البحرين
ب ح ر | BḪR
ÆLBḪRYN
l-beHrayni
iki dəniz
the two seas
Elif,Lam,Be,Ha,Re,Ye,Nun, 1,30,2,8,200,10,50,
N – nominativ kişi ikili isim اسم مرفوع
هذا
|
HZ̃Æ
hāƶā
Bu
[this] (one)
He,Zel,Elif, 5,700,1,
DEM – kişi tək nümayiş əvəzliyi اسم اشارة
عذب
ع ذ ب | AZ̃B
AZ̃B
ǎƶbun
şirin
palatable
Ayn,Zel,Be, 70,700,2,
N – nominativ kişi qeyri-müəyyən isim اسم مرفوع
فرات
ف ر ت | FRT
FRÆT
furātun
susuzluğu yatıran
and sweet
Fe,Re,Elif,Te, 80,200,1,400,
ADJ – nominativ kişi tək qeyri-müəyyən sifət صفة مرفوعة
وهذا
|
WHZ̃Æ
ve hāƶā
və bu
and [this] (one)
Vav,He,Zel,Elif, 6,5,700,1,
CONJ – prefiksli birləşmə wa (və) DEM – kişi tək nümayiş əvəzliyi الواو عاطفة اسم اشارة
ملح
م ل ح | MLḪ
MLḪ
milHun
duzlu
salty
Mim,Lam,Ha, 40,30,8,
"N – nominativ kişi qeyri-müəyyən isim → Duz" اسم مرفوع
أجاج
ا ج ج | ÆCC
ǼCÆC
ucācun
və ağrıdır
(and) bitter,
,Cim,Elif,Cim, ,3,1,3,
N – nominativ kişi qeyri-müəyyən isim اسم مرفوع
وجعل
ج ع ل | CAL
WCAL
ve ceǎle
və qoyun
and He has made
Vav,Cim,Ayn,Lam, 6,3,70,30,
CONJ – prefiksli bağlayıcı wa (və) V – 3-cü şəxs kişi tək mükəmməl feli الواو عاطفة فعل ماض
بينهما
ب ي ن | BYN
BYNHMÆ
beynehumā
ikisi arasında
between them
Be,Ye,Nun,He,Mim,Elif, 2,10,50,5,40,1,
LOC – ittiham yeri zərfi PRON – 3-cü şəxs ikili sahib əvəzliyi ظرف مكان منصوب والهاء ضمير متصل في محل جر بالاضافة
برزخا
|
BRZḢÆ
berzeḣen
maneə
a barrier
Be,Re,Ze,Hı,Elif, 2,200,7,600,1,
N – ittihamedici kişi qeyri-müəyyən isim اسم منصوب
وحجرا
ح ج ر | ḪCR
WḪCRÆ
ve Hicran
və pərdə
and a partition
Vav,Ha,Cim,Re,Elif, 6,8,3,200,1,
CONJ – prefiksli bağlayıcı wa (və) N – ittihamedici kişi qeyri-müəyyən isim الواو عاطفة اسم منصوب
محجورا
ح ج ر | ḪCR
MḪCWRÆ
meHcūran
görüşməsinə mane olur
forbidden.
Mim,Ha,Cim,Vav,Re,Elif, 40,8,3,6,200,1,
N – ittihamedici kişi qeyri-müəyyən passiv iştirakçı اسم منصوب
Konu Başlığı: [25:45-54] Tanrı'nın Sayısız Nimetleri
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve öyle bir mâbuttur o ki iki denizi akıtmıştır; bu, tatlı ve içilecek sudur ve şu, tuzlu ve acı su ve aralarında da bir sınır, birbirlerine karışmalarına imkân bulunmayan bir engel halk etmiştir.
Adem Uğur : Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, aşılmaz bir sınır koyan O'dur.
Ahmed Hulusi : "HÛ" ki. . . İki deryayı (şuur ve bilinç - beden) birbirine salan; biri tatlı mı tatlı bir su (orijin benlik - insanî mânâ), diğeri ise tuzlu ve acıdır (kendini hayvani beden kabullenmiş oluşmuş benlik - bilinç)! Bu ikisinin arasında da bir berzah (engel, perde); hicrî mehcûr (zıddıyet - düşmanlık); bir engel oluşturdu ('Birbirinize düşman olarak inin' âyetini hatırlayalım. A. H. )!
Ahmet Tekin : O, iki denizi birbirine salıverendir. Bu tatlı, susuzluğu gidericidir. Şu da tuzlu ve acıdır. Aralarına farklı yoğunlukta dikey bir su tabakası engeli, görünmez ve geçilmez bir sınır koyan da odur.
Ahmet Varol : İki denizi birbirine salan O'dur. Bu tatlı ve susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. O ikisinin arasına bir perde ve aşılamayan bir sınır koymuştur.
Ali Bulaç : İki denizi (birbirine) salıp katan O'dur; bu, tatlı, susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. İkisinin arasında (birbirlerine karışmalarını önleyen) bir engel (berzah) ve aşılmayan bir sınır koymuştur.
Ali Fikri Yavuz : O Allah’dır ki, iki denizi (veya iki nehri birbirine komşu ve yakın olarak) salıverdi: Şu (birisi) tatlı, susuzluğu giderir, bu (beriki) tuzlu ve acıdır. Aralarında da kudretinden bir engel ve birbirlerine karışmağı önleyici bir perde koymuştur. (Birbirine yakın tuz gölü ile tatlı su gölü veya tatlı bir nehirle ona yakın olan suyu acı bir deniz gibi. Aralarında kudretten bir engel olup, biri diğerinin tadını bozmaz. )
Azerice : İki dənizi buraxan da Odur. Biri dadlı və şirin, digəri duzlu və acıdır. Onların arasına pərdə çəkdi. Onların bir-birinə qarışmasının qarşısını aldı.
Bekir Sadak : Birinin suyu tatli ve kolay icimli, digerininki tuzlu ve aci olan iki denizi saliverip aralarina da, karismalarina engel olan bir sinir koyan Allah'tir.
Celal Yıldırım : O ki, iki denizi salıverip yaklaştırdı ; şunun suyu tatlı içimi kolay, bunun suyu tuzlu acı; aralarında da (birbirlerine karışmalarını önlemek için) bir engel, aşılması zor bir sınır koydu.
Diyanet İşleri : O, birinin suyu lezzetli ve tatlı, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır.
Diyanet İşleri (eski) : Birinin suyu tatlı ve kolay içimli, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da, karışmalarına engel olan bir sınır koyan Allah'tır.
Diyanet Vakfi : Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, aşılmaz bir sınır koyan O'dur.
Edip Yüksel : O, iki denizi salmıştır; bu taze ve tatlıdır, şu tuzlu ve acıdır. Her ikisinin arasına, karışmalarını engelleyen sağlam bir engel koymuştur.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, aşılmaz bir serhat koyan O'dur.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : İki denizi birbirine salıveren O'dur. Şu tatlı, yürek tazeler, şu da tuzlu, çorak; aralarına da bir berzah (dil) ve bir hicri mehcür (kıstak) koymuştur.
Elmalılı Hamdi Yazır : O odur ki iki deryayı birbirine salmış: şu tatlı, yürek tazeler, şu tuzlu çorak, aralarına da bir berzah ve bir «hıcri mahcûr» koymuştur
Fizilal-il Kuran : O, birinin suyu tatlı ve içmeye elverişli ve öbürününki acı ve tuzlu olan iki denizi birbirine saldı, fakat bu iki tür suyun birbirine karışmasını önleyen bir engel, aşılmaz bir set koydu.
Furkan : İki dənizi buraxan da Odur. Biri dadlı və şirin, digəri duzlu və acıdır. Onların arasına pərdə çəkdi. Onların bir-birinə qarışmasının qarşısını aldı.
Gültekin Onan : İki denizi (birbirine) salıp katan O'dur; bu, tatlı, susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. İkisinin arasında (birbirlerine karışmalarını önleyen) bir engel (berzah) ve aşılmayan bir sınır koymuştur.
Hakkı Yılmaz : "Ve O, iki denizi salıverendir; şu su, tatlı ve susuzluğu giderici, şu da tuzlu ve acıdır. Ve O, aralarına bir engel ve yasak koyandır. "
Hasan Basri Çantay : O, iki denizi (birbirine) salıb katandır. Şu tatlı ve susuzluğu gidericidir. Bu ise tuzlu ve acıdır. (Allah) aralarına bir perde, (ihtilâfları) memnu olmak üzere bir sınır koymuşdur.
Hayrat Neşriyat : İki denizi (büyük su kütlelerini birbirine) salıveren de O’dur. Bu (nehir ve göller)tatlı, susuzluğu giderici; bu (deniz) ise tuzlu, acıdır. Bununla berâber aralarına bir engel ve aşılmaz bir sınır koymuştur.
İbni Kesir : Ve O'dur; iki denizi salıp katan. Şu tatlı ve susuzluğu giderici, bu ise tuzlu ve acıdır. İkisinin arasına bir engel ve aşılamayan bir sınır koymuştur.
İskender Evrenosoğlu : Ve iki denizi serbest bırakan O'dur; biri lezzetli ve tatlı, diğeri tuzlu ve acı. İkisinin arasına berzah (engel) kıldı. (Böylece onları) engelleyerek (birbirine karışmalarına) mani oldu.
Muhammed Esed : İki büyük su kütlesini -ki bunlardan biri tatlı ve susuzluğu giderici, diğeri tuzlu ve acıdır- birbirine salıveren ve ikisinin arasına bir engel, karışmalarını önleyen bir perde koyan O'dur.
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve O, o (Hâlik-ı Azîm) dir ki, iki denizi kendi mecralarına salıvermiştir; şu lezzetlidir, fazlaca tatlıdır, şu da tuzludur, acı bir sudur. Ve ikisinin arasında da bir hail, görülemeyecek bir perde vücuda getirmiştir.
Ömer Öngüt : Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip, aralarına da karışmalarına engel olan bir perde koyan Allah'tır.
Şaban Piriş : Birinin suyu tatlı ve iç açıcı, ötekinin ki tuzlu olan iki denizi birbirine katan O’dur. İkisinin arasına bir engel, aşılmayan bir sınır koymuştur.
Suat Yıldırım : Biri tatlı, susuzluğu giderici, öbürü tuzlu ve acı iki denizi salıveren, birbirine karışmadan akıtan; fakat aralarına bir engel, aşılmaz bir sınır koyan O’dur.
Süleyman Ateş : O, iki denizi birbirine salmıştır. Bu tatlı, susuzluğu giderici; bu tuzlu ve acıdır. Ve ikisinin arasına birbirine kavuşmalarına engel olan bir perde koymuştur (hiç birbirine kavuşmazlar).
Tefhim-ul Kuran : İki denizi (birbirine) salıp katan O'dur; bu, tatlı, susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. İkisinin arasında (birbirlerine karışmalarını önleyen) bir engel (berzah) ve aşılmayan bir sınır koymuştur.
Ümit Şimşek : İki denizi birbirine salıveren de Odur. İşte şu susuzluğu gideren tatlı bir su, diğeri de tuzlu ve acı bir sudur. Aralarına ise, Allah, birbirlerinin sınırlarını aşmaktan alıkoyan bir engel koymuştur.
Yaşar Nuri Öztürk : İki denizi birbiri üstüne salan O'dur. Bu, tatlı ve yürek ferahlatıcı; şu, tuzlu ve acı. Ve ikisinin arasında bir berzah, geçişi engelleyen bir perde koymuştur.
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için
TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen
dikkatli olunuz.]