REM – prefiksli bərpa hissəciyi V – 3-cü şəxs qadın tək mükəmməl feli PRON – 3-cü şəxs kişi cəm obyekt əvəzliyi الفاء استئنافية فعل ماض و«هم» ضمير متصل في محل نصب مفعول به
الصيحة
ص ي ح | ṦYḪ
ÆLṦYḪT
S-SayHatu
o qorxulu səs
the awful cry
Elif,Lam,Sad,Ye,Ha,Te merbuta, 1,30,90,10,8,400,
N – nominativ qadın isim اسم مرفوع
بالحق
ح ق ق | ḪGG
BÆLḪG
bil-Haḳḳi
Həqiqətən
in truth,
Be,Elif,Lam,Ha,Gaf, 2,1,30,8,100,
P – prefiksli ön söz bi N – cinsiyyətli kişi adı جار ومجرور
CONJ – prefiksli birləşmə fa (və) V – 1-ci şəxs cəm mükəmməl feli PRON – mövzu əvəzliyi PRON – 3-cü şəxs kişi cəm obyekt əvəzliyi الفاء عاطفة فعل ماض و«نا» ضمير متصل في محل رفع فاعل و«هم» ضمير متصل في محل نصب مفعول به
غثاء
غ ث و | ĞS̃W
ĞS̃ÆÙ
ğuṧā'en
sel dağıntılarına çevrilir
(as) rubbish of dead leaves.
Ğayn,Se,Elif,, 1000,500,1,,
N – ittihamedici kişi qeyri-müəyyən isim اسم منصوب
فبعدا
ب ع د | BAD̃
FBAD̃Æ
febuǎ'den
uzaqlaş
So away
Fe,Be,Ayn,Dal,Elif, 80,2,70,4,1,
REM – prefiksli bərpa hissəciyi N – ittihamedici kişi qeyri-müəyyən isim الفاء استئنافية اسم منصوب
للقوم
ق و م | GWM
LLGWM
lilḳavmi
xalqlar
with the people -
Lam,Lam,Gaf,Vav,Mim, 30,30,100,6,40,
P – prefiksli ön söz lām N – cinsiyyətli kişi adı جار ومجرور
Konu Başlığı: [23:32-44] Allah'tan Başka Tanrı Yoktur Mesajını Getiren Elçiler Kodamanların Tepkisine Muhatap Oluyorlar
Abdulbaki Gölpınarlı : Gerçek ve yerinde gelen bir bağırışla onları helâk ediverdik de selle sürüklenip gelen çer çöpe döndürdük; artık uzaklık, zulmeden topluluğa.
Adem Uğur : Nitekim, vukuu kaçınılmaz olan korkunç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen sel süprüntüsüne çevirdik. Zalimler topluluğunun canı cehenneme!
Ahmed Hulusi : Korkunç ses dalgası onları Hak olarak yakaladı da, onları süprüntüye çevirdik! Zulmedenler kalabalığına, uzaklığın sonuçları yaşatılır!
Ahmet Tekin : Haklı bir gerekçe ile şiddetli bir gürleme halinde âni bir darbe, onların işini bitirdi. Kendilerini bir sel süprüntüsüne çevirdik. Baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zâlim bir kavim rahmetten ve korumadan uzak olsun, canları cehenneme!
Ahmet Varol : Derken onları hak üzere o korkunç çığlık yakaladı. Böylece onları sel süpürüntüsü haline getirdik. Zâlimler topluluğu uzak olsun!
Ali Bulaç : Derken, hak (ettikleri cezaya karşılık) olmak üzere, o korkunç çığlık onları yakalayıverdi. Böylece onları bir süprüntü kılıverdik. Zulmeden kavim için yıkım olsun.
Ali Fikri Yavuz : Derken onları korkunç bir azab gürültüsü, Allah’dan adalet olarak, yakalayıverdi. Böylece onları bir sel süpürüntüsü yaptık. Artık helâk olsun öyle zalimler!...
Azerice : Sonra qaçılmaz fakt kimi səhifə onları yaxaladı. Beləliklə, biz onları zibil etdik. Qəddar insanlar yoxa çıxdılar.
Bekir Sadak : Gercekten, onlari bir ciglik yakaladi ve onlari supruntu yigini haline getirdik. Haksizlik eden millet, rahmetden irak olsun!
Celal Yıldırım : Derken korkunç bir ses gerçekten onları yakaladı da bu yüzden onları (kıyılara atılıp itilmiş) çerçöp haline getirdik. Zâlim kavme (rahmet ve yardımdan) uzaklık!.
Diyanet İşleri : Derken onları o korkunç ses, kaçınılmaz olarak kıskıvrak yakalayıverdi de kendilerini çör çöp yığını hâline getirdik. Zalimler topluluğu, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!
Diyanet İşleri (eski) : Gerçekten, onları bir çığlık yakaladı ve onları süprüntü yığını haline getirdik. Haksızlık eden millet, rahmetden ırak olsun!
Diyanet Vakfi : Nitekim, vukuu kaçınılmaz olan korkunç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen sel süprüntüsüne çevirdik. Zalimler topluluğunun canı cehenneme!
Edip Yüksel : Korkunç felaket onları eşitçe yakaladı ve böylece onları süprüntü yığınına çevirdik. O zalim halk yok olmayı hakketmişti.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Nitekim, Hak tarafından korkuç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen çepeçevre kuşattık. Zalimler topluluğunun canı cehenneme!
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Derken, onları gerçekten korkunç bir ses alıverdi de kendilerini bir sel süpürüntüsü yapıverdik. Artık öyle bir defolmuş oldu ki o topluluk, o zalimler!
Elmalılı Hamdi Yazır : Derken onları sayha, bihakkın alıverdi de kendilerini bir seyl süpürüntüsü yapıverdik, artık öyle bir defolmuş oldu ki o kavm, o zalimler!
Fizilal-il Kuran : Derken ansızın hakettikleri müthiş bir gürültüye tutuluverdiler de kendilerini sel süprüntüsüne dönüştürdük. Kahrolsun zalimler güruhu!
Gültekin Onan : Derken, hak (ettikleri cezaya karşılık) olmak üzere, o korkunç çığlık onları yakalayıverdi. Böylece onları bir süprüntü kılıverdik. Zulmeden kavim için yıkım olsun.
Hakkı Yılmaz : "Sonra da çığlık onları hak ile yakalayıverdi. Böylece kendilerini süprüntü yaptık. Artık uzaklık, şirk koşarak yanlış; kendi zararlarına iş yapanlar topluluğunadır. "
Hasan Basri Çantay : İşte onları o müdhiş (azâb) sayha (sı), (Allahın bir) adalet (i) olmak üzere, hemen yakalayıverdi de bir çörçöp haaline getirdik onları. Artık uzak olsun zaalimler güruhu!
Hayrat Neşriyat : Nihâyet, o (korkunç) ses onları hak ile yakaladı da onları bir sel süprüntüsü hâline getirdik. Artık o zâlimler topluluğu helâk olsun!
İbni Kesir : Gerçekten onları müthiş bir çığlık yakaladı. Ve onları bir süprüntü yığını haline getirdik. Zulmeden kavim uzak olsun.
İskender Evrenosoğlu : Böylece hak ile (hakettikleri) bir sayha onları aldı (yakaladı). Onları gusa kıldık (zerreler haline getirdik). Artık zalim kavim, (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun.
Muhammed Esed : Ve ani bir darbe şeklinde gelen (cezamız) tam yerinde ve kaçınılmaz olarak onları kıskıvrak yakalayıverir; ve böylece onları sel önünde sürüklenen çerçöp ve köpüğe çeviririz: uzak olsun, böyle bir zalimler toplumu!
Müminun : Sonra qaçılmaz fakt kimi səhifə onları yaxaladı. Beləliklə, biz onları zibil etdik. Qəddar insanlar yoxa çıxdılar.
Ömer Nasuhi Bilmen : Derken onları bihakkın bir sayha yakaladı da Biz onları bir sel süprüntüsü kıldık. Artık zalimler olan kavim için bir uzaklık olsun.
Ömer Öngüt : Nitekim onları vukuu kaçınılmaz olan korkunç bir ses yakalayıverdi. Biz onları bir süprüntü yığını hâline getirdik. Uzak olsun zâlim kavim!
Şaban Piriş : Derken onları müthiş bir çığlık yakaladı. Onları bir süprüntü haline getirdik. Helak olup gitti zalim kavim!
Suat Yıldırım : Derken korkunç bir ses onları bastırıverdi. Adalet yerini buldu. Onları sel süprüntüsüne çevirdik. Zalimler güruhunun canı cehenneme!
Süleyman Ateş : Derken o korkunç ses, onları gerçekten yakaladı da onları sel süprüntüsü haline getirdik. Uzak olsun o zâlim kavim!.
Tefhim-ul Kuran : Derken, hak (ettikleri cezaya karşılık) olmak üzere, o korkunç çığlık onları yakalayıverdi. Böylece onları bir süprüntü kılıverdik. Zulmeden kavim için yıkım olsun!
Ümit Şimşek : Derken o korkunç ses onları hak ettikleri şekilde yakalayıverdi de hepsini sel süprüntüsüne çevirdik. Yok olsun o zalimler güruhu!
Yaşar Nuri Öztürk : Nihayet, o korkunç titreşimli ses onları tam bir biçimde yakaladı da hepsini sel süprüntüsü haline getirdik. Dönmeze gitsin o zalimler topluluğu!
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için
TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen
dikkatli olunuz.]